Eser sahipleri eserlerinden istifade edebilmek için çoğunlukla üçüncü kişilerin yardımına başvurur. Zira mali hakların kullanımı çoğunlukla belirli düzeyde bir mali kaynak ve organizasyona sahip olmayı gerektirir. Örneğin bir roman yazarının eserinin çoğaltılması ve yayımı için bir yayınevine, bir müzisyenin eserlerinin tespit ve dağıtımı için edisyon şirketine, bir senaristin senaryosunun film haline dönüştürülebilmesi için yapımcıya ihtiyacı vardır. Yapılacak faaliyete göre eser sahibi bu kişilere ilgili mali hakkı ya da kullanma yetkisini (ruhsatı) sözleşmede belirtilen süre yahut bu belirtilmemişse uygun bir süre içerisinde eserinin kamuya açılacağı inancıyla devreder. Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (“FSEK”) 58. madde de bu inancın korunması gereğinden hareketle mali bir hakkı ya da kullanma yetkisini iktisap eden kişilerin bu hak ve yetkilerden hiç ya da gereği gibi faydalanmaması durumunda eser sahibine sözleşmeden cayma hakkı tanımıştır.
Cayma hakkının kullanılması kusura bağlı olmayıp bu hakkın mevcudiyeti eser sahibini Türk Borçlar Kanunu (“TBK”) kapsamındaki müspet zarar ya da sözleşmeden dönme/fesih ve menfi zarar talebinden mahrum bırakmaz. Eser sahibinden hakları devralan ya da ruhsat alan kişi (iktisap eden) tarafından eser sahibine devir karşılığı tüm ödemeler yapılsa dahi eser sahibinin eserinin yayılmasında ve bu yolla tanınırlığının artmasında menfaatleri olduğu için eser sahibi eserden istifade noktasındaki aksaklıklar dolayısıyla cayma hakkını kullanabilecektir. Cayma hakkının ağırlıklı olarak eser sahibinin manevi menfaatlerini korumada etkili olacağı kabul edilmektedir. Aynı yöndeki bir diğer görüşe göre sözleşmeye aykırılık mali menfaatlerle sınırlı olsaydı TBK’ya dayanmak yeterli olurdu ve FSEK 58’e ihtiyaç kalmazdı, haliyle FSEK 58’de ağırlıklı olarak manevi menfaatler korunmak istenmektedir. Bu görüş ayrıca cayma hakkının yalnızca eser sahibi tarafından değil ayrıca FSEK 19/1 gereği manevi hakların intikal ettiği kişiler tarafından ya da 19/3’te sayılan hallerde hakkı devren iktisap eden kişiye karşı aslen iktisap eden kişi tarafından da kullanılabileceğini ifade etmektedir. Doktrinde bu hakkın manevi yönünün daha ağırlıklı olduğu kabul edilmektedir. Cayma hakkının eser sahibinin manevi menfaatlerini korumakta daha etkili olduğu doğrudur, ancak bu hakkı sadece manevi haklarla sınırlamak doğru değildir. Zira ödenecek telif ücretinin haktan faydalanma düzeyiyle orantılı olacak şekilde hesaplandığı durumlar bir yana eser sahibinin tanıtılmasının aynı eserden farklı şekillerde faydalanılmasını ya da eser sahibinin kendi tanınırlığı ile gelecekteki sair eserlerinden faydalanılmasını kolaylaştıracağı da bir gerçektir. Haliyle manevi yönü ağır basa da hakkın mali yönde de yansımaları olduğunu kabul etmek gerekir.
Her ne kadar FSEK 58. maddede eser sahibine tanınan hak cayma olarak isimlendirilmiş olsa da burada tam bir cayma hakkından söz edilemeyecektir. Zira FSEK 58’de eser sahibine tanınan bu hak TKHK muhtelif hükümlerinde ya da TBK 178’de düzenlenen cayma hakkından farklıdır. TKHK’da düzenlenen cayma hakkı herhangi bir sebebe bağlı olmaksızın zayıfı koruma amaçlı öngörülen bir geri alma hakkıdır. TBK 178’de düzenlenen cayma parası ise bu parayı ödeyen her iki tarafa da sözleşmeden dönme hakkı verdiği için dönme tazminatı olarak adlandırılmaktadır. FSEK 58’deki cayma hakkı ise açıkça devredilen hak ve yetkilerin hiç ya da gereği gibi kullanılmaması şartına bağlanmıştır. Cayma hakkının haklı sebebe bağlanmasının bir sonucu olarak hukuki niteliğini fesih ya da dönme olarak kabul eden görüşler mevcuttur. İfasına başlanmış olan sürekli bir borç ilişkisi içeren bir sözleşmenin sona erdirilmesi kural olarak fesih yoluyla olurken, ani edimli ya da ifasına başlanmamış sürekli borç ilişkilerinde sözleşmeden dönmek mümkündür.



