Günümüzde Google, Apple veya Coca-Cola gibi küresel şirketlerin en değerli varlıkları fabrika binaları değil; markaları, patentleri ve yazılımlarıdır.
Bu nedenle, her ölçekten işletmenin bilinçli ve sürdürülebilir bir Fikri Mülkiyet (IP) Stratejisi oluşturması artık bir tercih değil, zorunluluk hâline gelmiştir.
IP Portföy Yönetimi
Şirket bünyesinde üretilen yeniliklerin tespit edilmesi ve bunların marka, patent veya ticari sır (trade secret) olarak mı korunacağına karar verilmesi stratejik bir yönetim sürecidir.
Özellikle çalışanlar ve iş ortakları ile yapılan sözleşmelerde, fikri mülkiyet haklarının devrine ilişkin açık hükümlerin yer alması, ileride doğabilecek mülkiyet ve hak sahipliği uyuşmazlıklarının önüne geçer.
Lisanslama ve Ticarileştirme
Sahip olunan fikri hakların yalnızca şirket bünyesinde kullanılması zorunlu değildir. Lisans veya franchise sözleşmeleri aracılığıyla bu haklar üçüncü kişilere kullandırılabilir ve önemli gelir kalemleri yaratılabilir.
Etkin biçimde yönetilen bir IP portföyü, şirket birleşme ve devralmalarında işletme değerini katlayan en kritik unsurlardan biridir ve yatırımcılar açısından ciddi bir güven göstergesi oluşturur.



